22 Haziran 2012 Cuma

Parça 4


               Yol dümdüz. Yürürken içinden şarkı söylemeye çok uygun yani. Ama ben o gün ölüm yıldönümü olan bir şairin şiirlerini okuyorum içimden. Saatin ilerlemiş olması ve alkol sebebiyle en hoş şiirleri seçiyor beynim : ” Laypzigli kızların bacakları gayetle güzel etekleri de  gayetle kısa ömrümün bu kadar geride kaldığını görmezdim Laypzigli kızların bacakları böyle uzak olmasa. ” Bir süre o şairi düşünüyorum, bir süre Laypzig’ i, tabi ki bir süre o kızları, sadece bacaklarını değil. Burnumdan bir şey yavaş yavaş aşağı iniyor. Yüzüme acı bir gülümseme yerleşiyor aniden. Ağlayabilirim. Hemen elimi atıyorum. Burnumun sağ deliği. Oh ne güzel. Rahat olabiliriz Laypzig’li kızlar. Sadece burnumun sağ deliği( bana göre sağ burun deliği, karşımdan gelen birisine göre ise soldaki, ama karşımdan birisi gelmiyordu)  ve saçma bir ıslaklık. Sağ elimin işaret parmağının dış tarafı bunun için var. Yürümeye devam, kaç dakikalık yolum kaldı acaba? Yolun sağ tarafında büyükçe bir saksı görüp kenarına oturuyorum. Çantamdan bir kalem ve boş bir A4 kağıdı. İçinde iki kere “meme” geçen bir şiiri  ezberden, birkaç yerinde yanlışlık yaparak, yazıyorum kağıda. Öğrencilerimden biri buralarda bir yerde otuyuyor. Önce onun evini buluyorum. Sonra apartman kapısına şiiri sıkıştırıyorum. İçimi rahatlatıyor bu. Belki öğrencimin babası bulur bu şiiri. Ve bu gece daha güzel sevişirler. Artık istasyondayım. Artık evimdeyim. Artık rahat edebileceğim her yerdeyim. Trene biner binmez kendimi dış dünyadan gelebilecek her şeye kapatıyorum. Çok iyi yaparım bunu.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder