11 Mayıs 2012 Cuma

Parça 1

       Saat 13.35.Adatepe Camii’nin oralardayım.Buraya 10 dakika kadar daha erken gelmeyi planlamıştım.Nerede kaybettim bu 10 dakikayı,ya da neden kendime bir saati hedef olarak belirledim?Caminin önünde kalem satan dilenciler,hiçbir şey satmayan dilenciler,dinlenmek için caminin banklarında oturan birkaç adam ve ben varım.O birkaç adam hariç hepimiz camideki insanların çıkmasını bekliyoruz.Adamların neden orada olduklarını düşünmeye çalışırdım ama dilencilerle tamamen aynı amaçlar için orada olmak aklımı çok rahatsız ediyordu.Amacımız aynıydı,tek fark yöntemimiz.Bu rahatsızlıkla caminin yanındaki yokuştan yavaş yavaş yukarı çıkmaya başladım.

     Her ayın 10’u ile 20’si arası,bir kere,gündüz saatlerinde bu camiye gelirim.Namaz saatine denk gelmemeye gayret etsem de birkaç ayda bir namaza yakalanırım.Ezan saatlerini ezberlemeliyim.Yokuşu biraz tırmandım,sonra vazgeçip caminin aşağısındaki yollardan birini denedim.Şimdi buradan kilometrelerce uzaklara yürüsem,aklıma hiçbir şeyin girmesine izin vermeden,sadece yürümeyi düşünerek,günlerce aylarca,hatta zaman kavramını yitirene kadar yürüsem.Beni bir sınır kasabasında,o kasabanın yerlileri bulsalar.Benim aylarca aradığım lacivert,ince fitilli bir kadife pantolonu,o pantalonun değerini bilmeden,o pantolonun güzelliğini hiç düşünmeden giyen bir yerli bana neden burada olduğumu sorsa.Bana oraya atanmış bir öğretmen muamelesi yapsalar.Ben güzel romanlar,şiirler okudum,bu kasabanın bütün çocuklarına okumayı,yazmayı sevdirsem ben de.Karşılığında küçük,sobalı bir oda ve bolca okumuş yazmış adam saygısı görsem.

    Daha fazla uzaklaşmaktan tedirginlik duyarak geri döndüm ve aksi istikamette yürümeye başladım(daha fazla uzaklaşmaktan tedirginlik yerine korku duymak isterdim).Caminin önünde,hafta içi olduğundan orta derecede bir kalabalık ve yeteneklerinin bir kısmını sergileyen dilenciler vardı.Şimdi yeteneklerini sergileme sırası bendeydi.Hayır!Ben yeteneklerimi daha önceden sergilemiştim ve her ayın,daha önceden belirlenmiş bir aralığında buraya gelme hakkı kazanmıştım.Cihat Amca,çoktan camiden çıkıp,vakfın küçük binasına girmiş ve çokça ilerleyen yaşına rağmen vakfın başarılı başkanı görevini üstlenmiştir.Ben de vakıf binasına doğru yavaş yavaş ilerledim.Ayakkabılarımı çıkarıp kenara erkeklere özgü bir özenle dizilmiş terliklerden birini giydim.Kapıyı tıklatıp refleks olarak beklediğim,geeel, cevabını alınca içeri girdim.Ağzımdan çıkan ilk sözcük selamün aleyküm oldu.Bazı yerler vardır,kim olursan,ne olursan ol,ister  başka bir dinin peygamberi ol,oralara girerken selamün aleyküm demek zorundasındır.Oysa selamun kelimesinin ne anlama geldiğini tahmin edebilsem de aleyküm kelimesi hakkında hiçbir fikrim yoktu.Zorunlu olarak bu sözü söyleyen herkes gibi ben de içten olmayan,geçiştirilerek söylenmiş bir alaykümselam cevabıyla karşılaştım.Geniş bir başkan masasının önüne yerleştirilmiş,iki tane misafir koltuğundan soldakine oturdum.Cihat Amca bazı dosyalar çıkarıp benim vesikalık fotoğrafım bulunan kağıtlara bir şeyler yazmaya başladı.Sıranın bana gelmesini sabırsızlıkla bekliyordum.Nerelere imza atacağımı adımdan daha iyi bilsem de Cihat Amca tekrar hatırlattı ve o kutsal yerlere özensiz imzamı çaktım.Cihat Amca cebinden iki 50’lik çıkararak bana doğru uzattı.Sol taraftaki koltukta oturduğumdan sol elimi uzattım parayı almak için.Yanlış!Paranın hayırlı bir şekilde harcanması için sağ elimle almam gerekirdi parayı,bu ikazı aldıktan sonra,sınıfta yaramazlık yapmış bir ilkokul çocuğu suçluluğuyla sağ elimi uzattım.İki 50’lik parmaklarıma kavuşmuştu sonunda.Biz anlaşmasını bilirdik,yeter ki şu teferruatlardan kurtulup,eline para geçmiş bir genç gibi sokaklara dolabilseydim.
  
     Vakıf binasından çıkınca ayakkabılarıma tekrar kavuştuğum için rahatlamıştım.Paçalarımı düzeltip elimi cebime soktum.Parayı cüzdanıma hemen yerleştirmek olmazdı.Cami sınırlarından ayrılmam gerekirdi.Dilenciler mesailerini çoktan tamamlamış olacaklar ki camiyi terketmişlerdi.Yine onların duyduğu rahatlığa benzer bir rahatlık duyarak caminin merdivenlerinden indim.İçinde bulunduğum ülkenin şartlarına göre (ülke sınırlarından çıktığında bütün dengeler altüst olur) çok iyi bir üniversitede okuduğumdan  her ay bu camiden çıkarken rahatlamama sebep olan iki 50’lik bursu almaya hak kazanmıştım.Ama neden başarılı bir genç olarak girdiğim bu camide dilencilerle büyük oranda aynı duyguları paylaşıyordum.Başarılı bir genç olamamam yüzünden miydi acaba?

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder